Kendilik aktivasyonu nedir? Bir kış akşamında başlayan iç yolculuk
Kayseri’de kışın nasıl sert geçtiğini bilen bilir. Rüzgâr bazen öyle bir eser ki, sadece dışarıyı değil insanın içini de üşütür. O gün de öyle bir gündü. Eve dönerken ellerim cebimdeydi ama yine de soğuk kemiklerime kadar işlemişti. Aslında asıl soğuk hava değildi, içimde bir süredir taşıdığım boşluk hissiydi.
Günlüklerime yazarken hep aynı cümleye dönüyordum: “Bir şeyler eksik ama ne olduğunu bilmiyorum.” O eksiklik hissi bazen sabah uyanınca başlıyor, bazen gece herkes uyurken daha da büyüyordu. İşte o dönemde ilk kez kendime şu soruyu sordum: kendilik aktivasyonu nedir?
Bunu o an akademik bir kavram gibi değil, daha çok içimde bir şeyin uyanması gibi hissetmiştim. Sanki uzun süredir sessizde duran bir tarafım vardı ve biri yanlışlıkla ona dokunmuştu.
Bir sabah, aynada tanımadığım bir yüz
Her şey sıradan bir sabahla başladı. Alarm çaldığında kalkmak istemedim ama kalktım. Aynaya baktığımda yüzüm bana tanıdık gelmedi. Bu çok garip bir histi; fiziksel olarak aynıydım ama içimde sanki biri beni yönetmeyi bırakmıştı.
O sabah işe gitmek için hazırlanırken kendime şunu sordum: “Ben ne yapıyorum ve neden yapıyorum?” Bu soru basit gibi duruyordu ama cevabı yoktu. İşte o an ilk defa kendilik aktivasyonu nedir?
Otobüse bindiğimde camdan dışarı baktım. İnsanlar aceleyle yürüyordu, kimse kimseyi görmüyordu. O an düşündüm: herkes otomatik mi yaşıyor, yoksa sadece ben mi böyle hissediyorum?
Kendilik aktivasyonu nedir? İçte başlayan görünmez hareket
Bir şeyin uyanması gibi
Sonra fark ettim ki kendilik aktivasyonu, bir karar anı değil. Bir anda verilen bir “değişeceğim” sözü de değil. Daha çok içten gelen yavaş bir uyanma hali.
İnsan bazen uzun süre başkalarının beklentileriyle yaşar. Ailenin, işin, toplumun, arkadaşların beklentileri… Bunların içinde kendi sesin kısılır. İşte o ses yeniden duyulmaya başladığında bir şey değişir. Buna kendilik aktivasyonu deniyor olabilir diye düşündüm.
O gün ofiste bilgisayar ekranına bakarken çalışıyor gibi yapıyordum ama zihnim başka yerdeydi. İçimde bir şey sürekli “bu senin hayatın mı?” diye soruyordu.
Günlüklerde başlayan kırılma
Akşam eve döndüğümde her zamanki gibi günlüğümü açtım. Yazarken elim titriyordu. Şöyle yazmışım:
“Bugün hiçbir şey hissetmedim gibi ama aslında çok şey hissettim. Sadece hangisi benim bilmiyorum.”
O cümleyi yazarken içimde tuhaf bir şey oldu. Sanki uzun zamandır kapalı duran bir kapı aralandı. İşte o an kendilik aktivasyonu nedir?
İkinci sahne: Eski bir arkadaşla karşılaşma
Bir hafta sonra eski bir arkadaşımı gördüm. Lise yıllarından kalma biriydi. Bir kafede oturduk. O çok konuşuyordu, ben daha çok dinliyordum.
Bir ara bana “sen eskiden daha farklıydın” dedi. Bu cümle beni garip bir şekilde sarstı. Çünkü bunu duymak beklediğim bir şeydi ama yine de hazırlıklı değildim.
O an içimde bir şey kıpırdadı. “Ben eskiden kimdim?” diye düşündüm. Kendilik aktivasyonu tam da burada daha net bir anlam kazandı. Çünkü sanki eski benlik ile şimdiki benlik arasında bir köprü kurulmaya başlıyordu.
O konuşma sırasında çok gülümsedim ama içimde ciddi bir sorgulama vardı. Eve döndüğümde uzun süre sessiz kaldım. Telefonuma bile bakmadım. Sadece oturup düşündüm.
Kendilik aktivasyonu nedir? İç sesin yeniden duyulması
Sessizlikte ortaya çıkan gerçeklik
O gece fark ettim ki kendilik aktivasyonu, gürültüde değil sessizlikte başlıyor. Çünkü insan sürekli meşgulken kendini duyamıyor. Ama durduğunda, iç ses daha net geliyor.
Benim iç sesim o gece çok netti. “Bir şeyleri değiştirmek istiyorsun ama neyi?” diyordu. Cevap veremedim. Ama ilk defa kaçmadım.
Bu kaçmama hali bile bir başlangıçtı. Belki de kendilik aktivasyonu, cevap bulmak değil, sorularla kalabilmekti.
Uykusuz bir gecede gelen farkındalık
O gece uyuyamadım. Yatakta döndüm durdum. Pencereden dışarı baktım, sokak sessizdi. Kayseri’nin o sert ama sakin gecelerinden biriydi.
O an şunu hissettim: içimde uzun süredir kapalı olan bir alan açılıyor. Bu alan ne mutluluktu ne de mutsuzluk. Daha çok “gerçeklik” gibiydi.
Kendilik aktivasyonu nedir? sorusu artık teorik değil, yaşadığım bir şeydi. İçimdeki pasif benliğin yavaş yavaş aktif hale gelmesi gibi.
Üçüncü sahne: Bir karar anı gibi görünen ama aslında bir başlangıç
Bir sabah işe gitmek için hazırlandım ama bu sefer farklıydım. İçimde garip bir netlik vardı. Sanki uzun süredir ilk defa kendi isteğimle hareket ediyordum.
Otobüste yine camdan dışarı baktım ama bu kez farklı gördüm. İnsanlar aynıydı ama ben farklıydım. İçimde bir cümle vardı: “Artık sadece yaşamak istemiyorum, hissetmek de istiyorum.”
Bu basit cümle bile büyük bir kırılmaydı. Çünkü kendilik aktivasyonu, büyük kararlarla değil küçük fark edişlerle büyüyordu.
Kendilik aktivasyonu nedir? Duyguların yeniden sahneye çıkması
Hayal kırıklığıyla yüzleşmek
O günlerde en çok hissettiğim duygu hayal kırıklığıydı. Ama bu başkalarına karşı değil, kendime karşıydı. Neden bu kadar uzun süre sessiz kaldım? Neden kendi hayatımı izleyen biri gibi yaşadım?
Bu sorular ağırdı ama kaçmadım. Çünkü artık içimde bir şey aktifti. Kendilik aktivasyonu dediğim şey, tam da bu yüzleşme anlarında güçleniyordu.
Umutla gelen hafiflik
Sonra başka bir şey geldi: umut. Çok net ve büyük bir umut değil. Küçük, kırılgan ama gerçek bir his.
Günlüklerime yazarken bunu fark ettim: “Belki de geç kalmadım.”
Bu cümle bile içimi hafifletti. Çünkü kendilik aktivasyonu, geçmişi değiştirmiyordu ama geleceğe başka bir bakış açısı veriyordu.
Kendilik aktivasyonu nedir? Günlük hayatın içinde sessiz dönüşüm
Bugün geriye dönüp baktığımda o dönem benim için bir kırılma değil, bir başlangıçmış gibi geliyor. Her şey bir anda değişmedi. Ama içimdeki bakış değişti.
Artık daha çok kendimi dinliyorum. Bazen yanlış karar veriyorum, bazen kararsız kalıyorum. Ama en azından artık “ben burada değilim” hissi yok.
Kendilik aktivasyonu nedir? sorusunun cevabı belki de şudur: insanın kendi varlığını yeniden fark etmesi. Sessizce, yavaşça ve çoğu zaman acı vererek.
Bu içeriğimizle “Kendilik aktivasyonu nedir” hakkında kapsamlı bir bakış açısı sunmaya çalıştık. Medikalkolej okurlarına sevgilerle!
Son sahne değil, devam eden bir süreç
Bu hikâyenin net bir sonu yok. Çünkü kendilik aktivasyonu bir son değil, devam eden bir süreç. Hâlâ bazen eski alışkanlıklarıma dönüyorum, hâlâ bazen kendimi unutuyorum.
Ama artık fark ediyorum. Ve fark etmek, her şeyin başlangıcı gibi geliyor.
Kayseri’nin soğuk bir akşamında başlayan bu iç yolculuk, aslında dışarıdan bakıldığında hiçbir şey olmamış gibi görülebilir. Ama içimde çok şey oldu. Ve belki de en önemlisi, ben artık içimde olanı duyabiliyorum.
Benzer Konular: İzotop atom nedir ?