Kayseri’de Bir Sabah ve İçimde Büyüyen Endişe
Sabah Kayseri’nin o kendine has soğukluğu pencerenin kenarından içeri süzülürken, içimde tuhaf bir huzursuzluk vardı. Günlerdir bastırmaya çalıştığım ama bir türlü susturamadığım bir düşünce dönüp duruyordu kafamın içinde. Annem mutfakta sessizce çay koyarken, ben masanın kenarına oturmuş eski defterlerimden birini karıştırıyordum. Günlük tutmayı hep sevmişimdir; kelimeler sanki içimdeki düğümleri çözer gibi gelir bana. Ama o sabah, hiçbir kelime yerli yerine oturmuyordu.
Bir arkadaşımın ani böbrek ağrısı şikâyetiyle hastaneye kaldırılmasıyla başlayan süreç, bir anda hayatımızın merkezine oturmuştu. Doktorlar “kontrastlı görüntüleme” demişti. O kelime ilk duyulduğunda sıradan bir tıbbi terim gibi gelmişti ama sonra internette okuduklarım… işte orada işler değişmişti. “Kontrast maddenin böbreklere zararı var mı?” sorusu bir anda zihnime çakılmış, çıkmayan bir iz gibi yerleşmişti.
Hastane Koridorunda İlk Korku
Erciyes’in rüzgârı dışarıda sert sert eserken hastane koridoru garip bir şekilde sıcak ve boğucuydu. Duvarların beyazlığı bile içimdeki tedirginliği hafifletmiyordu. Arkadaşım sedyede yatarken gözlerini tavana dikmişti. Onun sakinliği beni daha da huzursuz ediyordu.
Yanında otururken elini tutmak istedim ama sanki o an dokunursam gerçek daha da ağırlaşacakmış gibi hissettim. Doktorun söylediği cümleler kulaklarımda yankılanıyordu: “Görüntüleme için kontrast madde kullanacağız, böbrek fonksiyonlarını takip edeceğiz.”
İşte o an içimde bir şey kırıldı. Çünkü ben o zamana kadar “tıbbi görüntüleme” dediğimiz şeyin sadece teknik bir süreç olduğunu sanıyordum. Oysa şimdi, insanın hayatına dokunan, küçük bir sıvının bile büyük etkiler yaratabileceğini öğreniyordum.
Kontrast Maddenin Böbreklere Zararı Var mı?
Bu soru kafamın içinde bir çığlık gibi büyüyordu. Hastane koridorunda otururken telefonumu çıkarıp tekrar tekrar aynı şeyi aradım: “Kontrast maddenin böbreklere zararı var mı?”
Okuduklarım net değildi ama genel bir gerçek vardı: Özellikle böbrek fonksiyonları zayıf olan kişilerde kontrast maddeler risk oluşturabiliyordu. Bazı durumlarda geçici böbrek hasarına yol açabiliyordu. Ama sağlıklı bireylerde bu risk çok daha düşüktü. Yine de “düşük risk” kelimesi bile beni rahatlatmaya yetmiyordu.
İçimde tuhaf bir çelişki vardı. Bir yandan tıbbın bu kadar ilerlemiş olmasına hayranlık duyuyordum, diğer yandan küçücük bir maddenin bile insan bedeninde bu kadar kırılgan etkiler yaratabilmesi beni ürkütüyordu.
O an şunu düşündüm: İnsan bedeni ne kadar da hassas bir denge üzerine kuruluydu.
Doktorla Kısa Bir Konuşma ve Gerçekler
Bir süre sonra doktor yanımıza geldi. Beyaz önlüğünün cebinden çıkan kalemiyle dosyayı kontrol ederken yüzündeki ifade sakindi ama ciddi bir dikkat vardı.
“Böbrek değerlerine baktık,” dedi. “Şu an için büyük bir risk görünmüyor ama yine de kontrast maddeyi dikkatli kullanacağız. Bol sıvı alması önemli.”
O an içimde biraz rahatlama oldu ama tamamen geçmedi. Çünkü “dikkatli kullanacağız” ifadesi bile içinde bir ihtimal taşıyordu. Hayatın kırılganlığına dair bir ihtimal.
Doktora sormak istedim: “Gerçekten zararlı mı?” Ama soruyu yutkundum. Çünkü bazen sorular, cevaplardan daha ağır olur.
Doktor devam etti: “Kontrast maddeler genellikle güvenlidir. Ama diyabet, ileri yaş ya da böbrek yetmezliği gibi durumlarda risk artabilir. Biz bu yüzden önlem alıyoruz.”
Bu cümleleri duyarken arkadaşımın yüzüne baktım. O hâlâ sakin görünüyordu. Ben ise içimde dalga dalga büyüyen bir korkuyla baş etmeye çalışıyordum.
Kayseri’nin Sessiz Akşamında İçsel Sorgular
Akşam eve döndüğümde Kayseri’nin sokakları her zamanki gibi sessizdi. Ama benim içim hiç sessiz değildi. Defterimi açtım ve yazmaya başladım:
“Bugün hastanede beklerken, insan bedeninin ne kadar kırılgan olduğunu düşündüm. Küçük bir sıvı, küçük bir işlem… ama içinde büyük ihtimaller var.”
Kalem elimde ağırlaştı. Çünkü fark ettim ki ben aslında sadece arkadaşım için değil, hayatın kendisi için endişeleniyordum.
Kontrast maddenin böbreklere zarar verme ihtimali, bana sadece tıbbi bir bilgi gibi gelmiyordu artık. Hayatın kontrol edilemez yanının bir sembolü gibi duruyordu karşımda.
MR Günü: Sessizlik, Işıklar ve Bekleyiş
İlgili Makale: Kontrast maddede radyasyon var mı ?
MR günü geldiğinde hastane koridorları daha da kalabalıktı. İnsanların yüzlerinde aynı bekleyiş vardı. Kimse yüksek sesle konuşmuyor, herkes kendi içinde bir şeyler taşıyordu.
Arkadaşımı hazırlık odasına aldıklarında bir an duraksadım. Sanki onu başka bir dünyaya gönderiyorlardı.
Kontrast madde verilecekti. Hemşire sakin bir sesle açıklama yaptı: “Biraz serinlik hissedebilirsin, normal.”
Ama “normal” kelimesi bile o an bana yabancıydı.
Kapı kapandığında içimde garip bir boşluk oluştu. Beklemek en zor kısmıydı.
Bekleme Odasında Zamanın Ağırlaşması
Bekleme odasında otururken duvardaki saate baktım. Dakikalar ilerlemiyordu sanki. İnsan beklerken zamanı farklı yaşıyor. Her saniye daha uzun, daha ağır.
Yanımda oturan yaşlı bir adam sessizce elindeki tespihe bakıyordu. Bir kadın telefonuna sık sık bakıp sonra hızla kapatıyordu. Herkes kendi endişesinin içinde kaybolmuştu.
Ben ise tek bir soruya takılmıştım:
“Ya gerçekten zarar verirse?”
Bu düşünceyi defalarca kovmaya çalıştım ama geri geldi. Çünkü bilinmezlik, insanın en zayıf noktasıydı.
Günlük Sayfası
“Şu an bekliyorum. İçimde garip bir sıkışma var. Kontrast madde verildi ve her şey başladı. Ne kadar basit bir işlem gibi anlatılıyor ama insanın içini bu kadar dolduran başka çok az şey var. Kayseri’de bu hastane odasında otururken, hayatın aslında ne kadar kontrol edilemez olduğunu hissediyorum.”
Kalemi kapattım.
Medikalkolej olarak her zaman en iyi içeriği sunmak için çalışıyoruz. “Kontrast maddenin böbreklere zararı var mı” konusunda daha fazlası için takipte kalın!
Sonuçların Beklenişi ve İçimdeki Değişim
Sonuçlar açıklandığında doktor yüzünü bize döndü. “Her şey normal görünüyor,” dedi.
O an içimde bir şey çözüldü. Ama bu sadece rahatlama değildi. Aynı zamanda bir farkındalık vardı.
Kontrast madde gerçekten çoğu insan için güvenliydi. Ama ben artık şunu biliyordum: her tıbbi işlem, içinde küçük de olsa bir risk taşır ve bu risk insanın zihninde büyüdükçe büyür.
Arkadaşım gülümsedi. Ben ise onun gülümsemesini izlerken garip bir duyguyla doluydum. Hem rahatlama hem de hayatın kırılganlığına dair derin bir farkındalık.
Kayseri Gecesinde Son Düşünceler
Eve döndüğümde Kayseri’nin gece ışıkları uzaktan parlıyordu. Defterimi tekrar açtım.
“Bugün öğrendim ki korku çoğu zaman bilmemekten doğuyor. Kontrast maddenin böbreklere zararı var mı sorusu beni günlerce düşündürdü. Ama sonunda gördüm ki tıp, risklerle güven arasında ince bir denge kuruyor. Ve biz insanlar, o dengenin tam ortasında yaşıyoruz.”
Kalemi bıraktım.
Pencerenin kenarında rüzgâr hafifçe esiyordu. İçimdeki fırtına ise yavaş yavaş dinmişti. Ama tamamen kaybolmamıştı. Çünkü bazı sorular, cevap bulsa bile insanın içinde yaşamaya devam eder.